e-dergi aboneliği

Kimler yaratıcı, yenilikçi ve girişimci olabilir.

KEP Uluslararası Konferans

PANEL KONUSU “Eğitimde Yaratıcılık, Yenilikçilik ve Girişimciliğin Güçlendirilmesi”

Doç. Dr. Ömer AÇIKGÖZ

 

Sayın öğretmenlerim sevgili öğrenciler,

 

Konferansımızın bu oturumunda konuklarımızla birlikte Eğitimde Yaratıcılık, Yenilikçilik ve Girişimcilik konusunu işleyeceğiz. Gazi Üniversitesinden, Prof. Dr. Mehmet Taşpınar Hocamız ve Türkiye İşveren Sendikası adına genel sekreter yardımcısı Ferhat İlter bu panelde bizimle birlikteler. Her iki panelistimizin de konuya dair engin düşünceleri, tecrübeleri var. Bunu bugün bizlerle paylaşacaklar. Ancak izin verirseniz ben konuya giriş mahiyetinde bir kaç noktaya değinmek isterim.

 

Eğitimde Yaratıcılık, Yenilikçilik ve Girişimciliğin Güçlendirilmesi konusunu tartışmaya başlarken sorulması gereken temel soru kimlerin yaratıcı, yenilikçi ve girişimci olduğu ya da olabildiğidir.

 

Amerikan eğitim sisteminin temel örgüsünü oluşturan bir akademisyen olan Benjamin Samuel Bloom 1950’li yıllarda yayınladığı makalesinde eğitim sistemine dair 6 noktanın altını çizer. Bu noktalardan ilki “bilgi”dir. İnsana dair, içinde yaşadığımız kâinata dair ne varsa ona ait bilgi. Bilgiyi üretenler hiç şüphesiz kâinatı ve içindekileri okumaya çalışanlardır. Kâinatı okumaya çalışmadan bilgi üretilemez. Kadim kültürümüzde kainata alem, alemi okuyana alim, alimin okuyup da yazdığı şeye ise ilim adı verilirdi. O ilmi öğretene de muallim denirdi. Sıralama aynen bu şekildedir.

 

Benjamin Bloom’un vurguladığı ikinci husus  “kavrama”dır. Bu noktada artık kişi ikinci seviyeye geçiş yapmıştır. Birinci derece yer alan bilgi bu kadar kıymetli değildir, sadece seviyelendirmede ilk basamaktır. Bilginin kavranması gerekir. Öznenin o bilgiyi içselleştirmesi gerekir.

 

Bloom’un sınıflandırmasında üçüncü basamak kavranan şeyin uygulanmasıdır. Bunu izleyen dördüncü aşamada ise bireyin “analiz” yapabilmesi yani bütünü parçalara ayırabilmesi ve ardından beşinci aşamada da parçalardan “sentez” yoluyla bütünü oluşturabilmesi beklenmektedir. Altıncı ve son aşamada vurgulanan ise “yaratma” veya değerlendirme kavramıdır. Bireyin her hangi bir yaratma eylemini gerçekleştirebilmesi için bilgi, kavrama, uygulama, analiz ve sentezden oluşan beş basamaktan geçmesi beklenmektedir. Bloom’a göre bu beş aşamadan geçmeyen biri yaratma sürecine giremez, yeni bir şey üretemez, yenilikçilik ortaya koyamaz.

 

Şu anda bizim eğitim sistemimiz içerisinde bu altı aşamadan yalnızca bir tanesi çok öncelikli görülüyor ve ön planda tutuluyor.  O da bilgi. Herkes bilginin peşinde koşuyor ve onu değerli kılıyor. Ders kitaplarının çok kalın olması bunu gösteriyor. Çocukların testlerine bakıldığında da daha çok bilgi ölçtüğü görülüyor. Hem eğitim verenler hem çocuklar, öğrenciler hem de aileler, kısacası bütün taraflar, bilgiye çok büyük bir değer atfediyor. Yerleştirme ve seçme sınavları da bilginin üzerine inşa edilince bu altı basamaktan beş tanesi kendiliğinden önemini ve değerini kaybediyor ve bizler bütün bu süreçte yaşananları göz ardı ederek çocuklarımızın, gençlerimizin, neden girişimci, yaratıcı ve yenilikçi olamadığını tartışıyoruz.

 

Bir fidanı düşünelim. Fidanın öncelikle toprağa ve neme ihtiyacı vardır şüphesiz ama en az bunun kadar güneşe ve atmosferdeki havaya da ihtiyacı vardır. Güneş ve atmosfer de en az toprak ve su kadar kıymetlidir. Şayet Güneş ve atmosfer şartları müsait değilse ne kadar toprak ve su olursa olsun o bitki büyümez, gelişmez. Peki, acaba biz çocuklarımıza gelişmeleri ve sağlam köklere sahip olmaları için ihtiyaçları olanı verebiliyor muyuz yoksa sadece gölge mi yapıyoruz? Çocuk güneşi alacak ki fotosentez yapabilsin. Girişimcilik, yenilikçilik ve yaratıcılık için olmazsa olmaz şartlar özgürlük ve serbest tercihtir. Çocuk kendisi özgür olacak, özgür düşünme ortamını bulacak. Girişimcilik, yenilikçilik ve yaratıcılık adını verdiğimiz üç sihirli özelliğin gelişebilmesi için ön şart bitkinin yaşaması için gerekli olan atmosfer şartlarına denk gelen eleştirel düşünce ve özgürlük ortamıdır. Bizler sınıfta, okulda, ailede ve toplumsal hayatın her alanında çocuklara bu özgürlük ortamını sunabilmeliyiz.

 

Girişimcilik, yenilikçilik ve yaratıcılık kavramlarına esas olan,  insanı bu üç konuda harekete geçiren temel soru “bu nedir” sorusudur. Aslında tüm insanlar hayata güçlü bir merak duygusuyla başlar. Hepimiz küçük çocuklarda görmüşüzdür, ilk konuşmaya başladıklarında en sık sordukları “bu nedir” sorusudur. Biz yetişkinler de usanmadan onun ne olduğunu kendisine söyleriz. Ama o, kavrayana kadar bu nedir sorusunu sormaya devam eder. Bu sorunun sınırlarını biz yetişkinler çizemeyiz. Özgürlükten kasıt budur. Bu sınırı ne müfredat ne öğretmen ne de çevre çizebilir. Özne olan insandır, öğrencidir, yani öğrenen kişidir bu sınırı çizecek olan. Dolayısıyla öğrenen kişinin bu nedir sorusunu özgür bir şekilde ifade edebilmesi gerekir. Bize düşen ona bu ortamı hazırlamaktır. Soran kişi yaratıcılığın ve yenilikçiliğin birinci safhasına girmiş demektir. Şu anda okullarımızda vermiş olduğumuz eğitimin metodolojisi çocuğun bu soruyu sormasını engellemektedir. Çünkü şu anda öğrenenlere hazır menü veriliyor. Çocuğun merakından dolayı ortaya çıkan sorunlardan yola çıkarak eğitim vermiyoruz maalesef. Bizim hazır bir menümüz var, tabiri caiz ise bunu yedirmeye çalışıyoruz. Çocuk ben yemek istemiyorum dediğinde bunu “çocuklar bizi dinlemiyor” olarak algılıyoruz.  “Anlaşamıyoruz ya da çocukların seviyesi anlattıklarımızı anlayacak düzeyde değil” diye eleştiriyoruz. Hâlbuki o yola girilebilmesi için, öğrenme yolculuğuna öğrenenle birlikte çıkılabilmesi için öncelikli olarak öğrencinin merak etmesi gerekiyor. Bu merak duygusunun olmadığı ortamda öğrenciyi harekete geçirmek mümkün değildir. Dolayısıyla “Eğitimde Yaratıcılık, Yenilikçilik ve Girişimciliğin Güçlendirilmesi” konusunu ele alırken bu merakın nasıl harekete geçirilebileceğini ve diri tutulabileceğini sorgulamak elzemdir.

 
 
Bu web sitesi Avrupa Birliği'nin mali desteği ile üretilmiştir. Web sitesinin içeriğinden GET German Education and Training GmbH/British Council/EDUSER Danışmanlık
Hizmetleri Konsorsiyumu sorumludur. Web sitesinin içeriği Avrupa Birliği'nin görüşlerini yansıtmamaktadır.
iKGPRO Milli Eğitim Bakanlığı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı British Council Icon Institute Eduser